4 Eylül 2009 Cuma

Ariane Friedrich

Almanları çok sevmem spor konularında falan, olayın içinde Türkiye yoksa tutacağım ülke olarak son sıralarda yer alır çoğu zaman. Ama bu kadına taptım. Bundan sonra bir istisna yapıyorum ve atletizmle ilgili her türlü organizasyonda yüksek atlama dalında kesinlikle Ariane'i tutucam.



Atletizmi sevenler, ilgilenenler az çok anlamışlardır kimden bahsettiğimi. Son zamanlarda yüksek atlama dalında bir çok otorite tarafından tek görülen Blanka Vlasic'e rakip olan insandır kendisi. Golden League'de Vlasic'i iki kez geçme başarısını gösterip altın madalyayı alan kişidir. Hatta Golden League'in Berlin ayağında 2.06 atlayarak Vlasic'i hem geçmiş hem de Vlasic'i en iyi atlayışına yakın bir atlayış gerçekleştirerek onu yakından takip ettiğini kanıtlamıştır.


Atlama sırasında güneş gözlüğü takar kendisi. Bunu da ışığa karşının gözlerinin çok hassas olduğunu ve bu yüzden güneş gözlüğünün görmesinde daha yardımcı olduğunu söyleyerek açıklar. Birde atlayışına konstantre olurken kameralara bakıp gülümseyerek bişeyler söylemesi beni benden alıyor her seferinde. Hastasıyım o gülmsemesinin.


Aslında bu yazı için araştırma yapmıştım. İşte ne sever ne yer ne içer nasıl hazırlanır turnuvalara falan diye. Ama bu bilgileri vermekten vazgeçtim. Vlasic'i yakında geçecek olan insan olması yüksek atlama dalında bir numaraya çıkacak olan insan olmasını bilmek kafidir bence.



Blanka Vlasic 2.10 atlayacak da dünya rekoru kıracak diye beklerken otoriteler bu rekoru Friederich'in kırması içten bile değil. Son dünya atletizm şampiyonasında üçüncü oldu Vlasic'e geçildi ama izleyenler bilirler son atlayışlar inanılmaz çekişmeli ve heyecanlı geçti. Uzun zamandır atletizmde izlerken zevk aldığım bir dal daha yoktur heralde. Hele 100 m. ve 200 m.'lerde ki Bolt'un geçilemez oluşundan sonra bu dal bir kurtarıcı olarak çıktı karşıma ve mücadele, çekişme izleme heyecanını yaşattı.

Bu kadın çirkin bir kadın biliyorum. Kocaman burnu var suratı yamuk falan ama ben seviyorum hastası oldum. Mesela herkes Vlasic'i güzel bulur hoş güzede kadındır ama benim ilgimi hiç çekmez Friederich varken hele. Yalnız ona burdan iletiyorum saçlarını sarıdan başka bi renge boyamasın sakın. Valla o an bırakabilirim onu tutmayı bu kadar da net sölüyorum. ( O da gördüde bu yazıyı ya türkçe falanda biliyomuş hatta uyarımı dikkate aldı aman toph beni sevmekten vazgeçer sarıdan vazgeçmeyim ben dedi tabi)


Neyse uzun lafın kısası bu kadını seviyorum. Atletizm izlemekten şimdi ayrı bi keyif alıyorum. Atletizmle ilgili insan sayısının azlığınıda bildiğimden bu yazıyı okuyacak insan sayısı da az biliyorum hatta atletizmle ilgili bile olsa uzun yazı olduğundan dolayı okumayacak insanlarda var ama olsun yazmazsam içimde kalırdı.

Dipnot: Yazlıkta ki sitede annem babam ben ve kardeşim haricinde dünya atletizmini ailecek izleyen başka bi aile daha yoktu, hemde öyle biri o kanalı açmış da diğerleri mecburen izliyor şeklinde değil hepimiz severek heyecanlanarak izledik resmen. Yıllardır da böyle izleriz. Bir atletizm bir de tenis. Hoş ailece izlemeyi bırakın tek başına oturup izleyecek insan sayısı bile az. Usain Bolt'ta olmasa son dönemlerde hiç izlenmeyecek valla.

Dipnot2: Blanka Vlasic'inde burnu kocamanmış eskiden geçen sene düzelttirmiş. Aman diyim Friederich'de yapmasın böyle bişey biz onu kocaman burnuyla sevip bağrımıza basıyoruz.

4 yaz bişeyler sende:

polly dedi ki...

bendeniz ortaokul ve lise yıllarımda bjk'den lisanlı bir sporcu olarak yarıştım efenim.. 100-200 pist ve 60 salon koşucusuydum.. süper hızlı kaçarım yani.. :) hatta bir deplasman öncesi ciritcimizin sakatlığı, bana ulusal bi yarışmada cirit atma şansını da kazandırmıştı.. bayrak yarışları için de aranan isimdim..

sporu bırakıp da sigara içmeye başladığım zaman, elimde sigara ile olimpiyatları izlemek büyük zevkti benim için. sigaramdan bi nefes çekip "koşun huleyn!" diye bağırırdım televizyona :)

sonrasında ilgim de azaldı.. ama yine de kurallarını bildiğin bi sporu izlemek, az çok dereceleri tahmin edebiliyor olmak ve muhtemelden hallice sürelerle karşılaşmak hala heyecanlandırıyor beni. evet, arada izliyorum ben de.. ve evet, hala içimde bişiler kıpırdıyor..
ilk defa, birinin bu sporu izlemekten keyif aldığını öğreniyorum.. nedense sevindim :)

Toph dedi ki...

Bendeniz de ortaokulda okulumuzun atletizm takımının olmamasından kaynaklı olarak voleybol takımından bir atletizm takımı oluşturulması durumunda atletizmle ucundan acık lisanslı olarak ilgilendim. Ne var ki bir tezatlıkla yarıştığım iki dal atletizm hocasının kararıyla gülle atma ve yüksek atlamada yarışmıştım:D

Bende bu sporla her türlü ilgilenenleri görünce çok seviniyorum valla. Şahsen kendi adıma olimpiyatlarda sdc atletizmi ve yüzmeyi izlerim. Dünya atletizm şampiyonalarını ve olimpiyatları büyük bi heyecanla beklerim. Birde biz ailece izlediğimiz için çok zevkli oluyor yorumlar falan.

Neyse kimse yazıyla ilgilenmicek yorum bile atmıcak diye korkuyordum en azından bir kişide olsa yazıyı okumuş olmasına sevindim:D

polly dedi ki...

ehu.. niye ilgilenmesin kimse canım, herkesin zevkleri farklı.. çoğunluğa değil, ezici azınlığa aç kulaklarını :)

Toph dedi ki...

orası öle de popüler olmazsa izlenmezse eğer belli bir kitlesi olmazsa geçerliliğini yitirir. hoş bu sölediğim atletizm için kesinlikle geçerli olamaz çünkü her ne kadar türkiyede ilgi görmesede dünyada yeterince ilgi görüyor şükür ki:D

Türkiye'de de azınlıktan olmak güzel bu konuda =)